Ülke Ne Demektir

Kendine ait bir bayrağı, başkenti bulunun bir devletin egemenliği altında bulunmakta olan bir bölge ülke sözcüğünün anlamını ifade etmektedir. Ülke sözcüğünün eş anlamlarından olan yurt ve memleket kavramları da aynı anlamı ifade etmektedir. Ülke kavramı esasında uluslar arası arenada oldukça fazla bir şekilde tartışma alanı bulunan bir konudur. Zira ülkeler arası ilişkilerde ülke kavramının tanımlarında da belirli bir oranda esnekliğin bulunduğu bilinmektedir. Her ülkenin kendine ait bir politikası bulunduğu düşünüldüğünde pek çok ülkenin memleket tanımının da kendine göre şekillendiğini söylemek mümkün olmaktadır. Bu noktada ülke kavramının siyasi bir kavram olarak da karşımıza çıktığını söylemek mümkün olmaktadır. Hemen her ülkenin kendine ait bir parlamentosunun bulunduğu bilinmektedir. Ülkeler genellikle bu parlamentolar vasıtasıyla oluşturulmuş olan hükümetler tarafından yönetilmektedir. Bu noktada yönetim biçimlerinin de ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği bilinmektedir.

Ülke, bir devletin hakimiyet alanı olarak da ifade edilen bir kavramdır. Bu noktada bir ülkenin var olabilmesi için en gerekli kriterin toprak olduğu da bilinmektedir. Zira toprak parçası sayesinde ülkelerin hakimiyet alanlarından söz etmek mümkün olmaktadır. Ülkelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirdikleri bilinmektedir. Bu noktada özellikle savunma hususunda devletlerin yoğun bir şekilde çalışmalar yaptığı da bilinmektedir. Bir ülkenin var olabilmesi için toprak bütünlüğü haricinde siyasi bir otoritesinin de var olması şart olmaktadır. Zira siyasi bir otoritenin yokluğu bir ülkenin felakete sürüklenmesi anlamına gelmektedir. Bunun yanı sıra bir ülkenin uluslara arası arenada bir karakter olarak tanınması oldukça önemli olmaktadır. Zira ülkelerin tanınması, o ülkenin devletlerarası ilişkilerde var olması anlamına gelmektedir. Bir ülkeye sahip olmak demek, o ülkenin yer altı yer üstü kaynaklarına da hakim olmak demektir.

ulkenedemektir.jpg (740×426)

Devletlerin ülkesi; hava sahası, kara sahası ve deniz sahası gibi sınırların içerisinde bulunmaktadır. Bu sınırların uluslar arası siyasette tanınmış olması şart olmaktadır. Bu doğrultuda uluslara arası siyasette bir ülkenin sınırlarının tanınması farklı yollarla mümkün olmaktadır. Öncelikle meydana gelen savaşlar sonrasında ülkelerin sınırlarının yeniden şekillendiği bilinmektedir. Bu noktada savaş sonrasında imzalanan antlaşmalar ülkeler arasındaki sınırların yeniden belirlenmesinde etkili olmaktadır. Bu duruma dünya tarihinden oldukça fazla bir miktarda örnek vermek mümkün olmaktadır. Ayrıca zaman zaman devletler kendi vatandaşlarının katılımıyla referanduma giderek sınırlarını genişletme ya da sınırlarını daraltma yoluna da gidebilmektedir. Ancak bu gibi olaylar daha çok savaşların temel nedenleri olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bir ülkenin devlet olarak tarih sahnesine çıkabilmesi esasında, uluslar arası konjektörle doğrudan ilgili bir konudur.

Bir ülkenin kendi kara, deniz ve hava sınırlarında istediği gibi tasarruf yapma hakkına sahip olduğu bilinmektedir. Bu hak uluslar arası antlaşmalarla sağlanmış bir haktır. Bundan dolayı bir devlet kendi ülkesi sınırlarında maden arama ya da yer üstü kaynaklarını işleme gibi tüm ekonomik haklara sahip olmaktadır. Ancak hava sahasında muğlak bir konuda mevcuttur. Zira ülkelerin hava sahası söz konusu olduğunda uzay sınırı da devreye girmektedir. Ancak uzak sınırının nereden başlayıp nereye kadar uzandığına dair bir kesinlik belirlenmiş değildir. Esasında bir uçağın uçabileceği son yükseklik derecesinin o ülkenin hava sahası olarak nitelendirildiği düşünülmektedir. Deniz kıta sahası sorunu da buna benzer sorunları içine almaktadır. Burada da ülkeler deniz kıta sahaları konusunda oldukça fazla bir şekilde sorunlar yaşamaktadır. En belirgin sınır ise, kara sınırı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü kara sınırları yapılan antlaşmalarla belirlenmiş olan ve yıllarca aynı kalan sınırlardır.